cevabını dinlemeyecekleri soruları soruyorlar. sen ne dersin umursamadan yalnızca sormak için soruyorlar. daha sonrasında da dinlemedikleri hâlde evet diyorlar, belki. aslında durum tam olarak bu. herkes o kadar çok kendine odaklanmış ki çevresindeki insanlara yetecek kadar dahi kalmamış bu kabiliyetleri. yürüyorlar durmadan hatta olabildiğine hızlı. fakat kimse arkasına bakmıyor Ruhe. 020921
yük’ lenen
hayat, saniyeler geçtikçe daha da bir yükleniyor sanki bu çelimsiz omuzlarıma. yeni yaşlar, yeni düşünceler, yeni insanlar derken öyle bir yıpranmışım ki kendi içime dönüp merhamet dolu sözcükler sıralamak istiyorum.. dudaklarım kuruyana kadar.. artık daha fazla dalıyor gözlerim ve dizlerimi karnıma daha çok çekiyorum. sonrası olmuyor. ben sadece o an' da takılı kalıyorum. korkuyorum ruhe.... Okumaya Devam et →
“zor”
"hayattan söz edilirdizor denilirdive ardından susulurdu mutlaka" diyen Didem Madak ile aynı hisleri yaşıyorum şu sıralar. hayat diyorum, zor. ve ardından yaptığım tek şey doludizgin susmak oluyor.yürümek için çıktığım yolda insanlar beni ite kaka ilerliyor. bense arkalarından bakmakla yetiniyorum. ağlamamaya çalıştıkça daha da yaşarıyor gözlerim ki aslında duygularımı hapsetmek benim en iyi yaptığım şeylerden biri... Okumaya Devam et →
yen’i
bugün daha bi farklı batıyor sanki güneş. bir sene boyunca yaşanılan, düşünülen, hissedilen, unutulan birçok şeyi sırtına yüklemiş de onun yorgunluğu ile birden kayboluveriyor sanki ansızın. bir seneyi "bir sene" olarak tanımlayınca sanki çok kısa bir süre gibi geliyor. ama o bir senenin içindeki her saniyede insan hem ölüp hem diriliverebiliyor. bir duygu mesela, insanı... Okumaya Devam et →
Yafta-lanış
duvara yanaştırılmış, yanaştırıldıkça da köşeleri yıpranmış yatağımın en ücra köşesinde kendimi kendime çekip gözkapaklarımın şahsıma sunduğu karanlığın içinde kendimi kendimde arıyorum. içimde yaşanılan kargaşadan sorumlu olduğum kadar bihaberim de sanki. üst üste dizmişim bir şeyleri sanki ama fark etmemişim devrileceğini. insanın şahsiyeti çoğunlukla böyle çelişkiye düşmez mi? kendisine sunulan şeyleri bazen sorgular evet(?) bana uygun... Okumaya Devam et →
Nedir?
kuruttuğum çiçekler ve yapraklar haddini aştı bugünlerde Ahira. onlar bende geri gelemeyeceğinden korktuklarımın gölgesi miydi birnevi? bir gülüşteki o güneşe meydan okuyan sıcaklık, bir sarılıştaki gecenin gökyüzünü kendine hapsetmesindeki himaye ve güven.. nedir bizi iliklerimize kadar korkutan Ahira, nedir bizi tırnaklarımızı kemirmeye zorlayan? nedir Ahira?..kendimiz mi?varlığından haberdar dâhi olmadığımız 'kendimiz' mi?nedir bu serzenişlerimiz Ahira? her... Okumaya Devam et →
bir damla’
bazı insanlar, bazı rüyalar, bazı anlar vardır güzelliğini bir cam kavanoza hapsetmek istediğimiz ama bunun imkânsızlığı içinde boğuluruz çoğu zaman. korkarız bir daha geri gelmemesinden o anın. korkarız bir daha şahit olamamaktan o hislere. gözyaşlarımız bile bir farklı akar sanki o anlarda. sonsuzluğa aldanmak ister o bir damla. ama biz biliriz aldanmamayı. öğrenmişizdir en sevdiğimizden... Okumaya Devam et →
Kaç’ ış
fark ediş.. dipte oluşu, kuytuda oluşu. sana ihtiyaçları olmadığı sürece sana ilişmeyen insanların varlığını. fark ediş.. yanlızlığı. yokluğundan iliklerine kadar korktuğun bu yoğun his ile başa çıkmaya çalışıp sonuçsuz kalan uğraşlarının.fark ediş.. kaçtığını. sevgisizlikten kaçışı. yalnızlıktan kaçışı. ilk başlarda çok hevesli başlayıp elde edebileceğini sanarken sonrasında ellerinin boş kaldığı zamanki kaçış. dirseklerine yasladığın yüzünün arasında... Okumaya Devam et →
Ah’ ım
'aile olmak' bir tiyatro oyunun içindeymiş gibi hissettirir bana Ahîra. Sorumluluğun vardır o olayın içinde. Olayın içinde küçücük bir olgusundur. Yapabileceğin şeylerden daha fazla yapamayacağın şeyler vardır. En kötüsü de yapabileceğin şeyleri bilirken yapamayacağın şeyleri bilemezsin, onları ancak yaptıktan sonra bilebilirsin.. oyunun dışına çıkamayacağını, mutlu hissetmen-hissettirmen gereken kısımlarda maddi olarak da olsa gülümsemen gerektiği, çevrene... Okumaya Devam et →
Kutup
ayrıştırılıyoruz. fark edilmeden. sessizce. iki kutuptan bahsediliyor her zaman. siyasette ya sağcısındır ya solcu. tarihte ya efendisindir ya köle. dinde ya iyisindir ya kötü. bu kutuplardan birini bize istemimiz dışı kabul ettiriyorlar. bu kutupları kabul etmeyip farklı bir kutup benimseyenler ise deli' deyip geçiştiriliyor. gözümüzü açmamızı istemiyorlar. detayları fark etmemizi istemiyorlar. kuralları(?) sorgulamadan kabul edip... Okumaya Devam et →