Ah’ ım

'aile olmak' bir tiyatro oyunun içindeymiş gibi hissettirir bana Ahîra. Sorumluluğun vardır o olayın içinde. Olayın içinde küçücük bir olgusundur. Yapabileceğin şeylerden daha fazla yapamayacağın şeyler vardır. En kötüsü de yapabileceğin şeyleri bilirken yapamayacağın şeyleri bilemezsin, onları ancak yaptıktan sonra bilebilirsin.. oyunun dışına çıkamayacağını, mutlu hissetmen-hissettirmen gereken kısımlarda maddi olarak da olsa gülümsemen gerektiği, çevrene... Okumaya Devam et →

Kutup

ayrıştırılıyoruz. fark edilmeden. sessizce. iki kutuptan bahsediliyor her zaman. siyasette ya sağcısındır ya solcu. tarihte ya efendisindir ya köle. dinde ya iyisindir ya kötü. bu kutuplardan birini bize istemimiz dışı kabul ettiriyorlar. bu kutupları kabul etmeyip farklı bir kutup benimseyenler ise deli' deyip geçiştiriliyor. gözümüzü açmamızı istemiyorlar. detayları fark etmemizi istemiyorlar. kuralları(?) sorgulamadan kabul edip... Okumaya Devam et →

Ahîrâ

hep bir şeylerin mücadelesindeyiz Ahîrâ. bizi bu mücadeleye iten ve kazanmanın tek doğru yol olduğunu dikte eden insanların esiriyiz aynı zamanda. kafeslerimiz farklı ama ruhumuz aynı amacın hizmetinde. bizi BİR yapan şey budur belki de. hep bir şeylerin mücadelesindeyiz. yanlış yolun ne olduğunu kendi yoluyla keşfeden nisyanlarız. fark etmek istiyorum Ahîrâ. bir seramik fincanın içindeki... Okumaya Devam et →

Aynavari

Zaman geçtikçe korkuyorum kendimden. Ben 'ben' olmaktan çıktım son zamanlarda. Aynaya baktığımda yaptığım, yaparken kendimden ödün verdiğim şeyler gözüme ilişiyor. Bu gözüme ilişen şeyler o aynaya bakamaz hâle getirdi beni. Kendimle yüzleşmekten çekinir durumdayım. Yoruldum.. çünkü dünya kokusu sardı tüm benliğimi. Bundandır tüm korkum, tüm çekincem. Bu korku boynumu boğan kar taneli kolyem gibi. Her... Okumaya Devam et →

Son Kez

Yaşarken aldığımız nefesin sonsuzluğuna aldanıyoruz çoğu zaman. Bilmiyoruz aslında bu kadar çok güvendiğimiz şeyin bizi ansızın yarıyolda bırakacağını. Bir gün son kez kuşların huzur veren sesini dinleyecegimi ağaçların yeşeren yapraklarına bakıp içimde son kez umut besleyeceğimi dostumla son kez birbirimizi dinleyip çay içeceğimi salıncakta denize doğru sallanırken son kez ayaklarımı göğe değdirmeye çalışacağımı dolunayın yansımasını... Okumaya Devam et →

Çehre

Pencerenin pervazına kolumu yaslayıp elim çenemde kipriklerime ağırlık çökmüş bir halde bekliyorum seni. Bir gün ansızın gelirsin diye değiştirmedim hiçbir şeyin yerini. Sen yokken başıma gelen şeyleri ilk sana anlatabilmek için bu heyecanım. Sanki ilk karnemi alıp anneme göstermek istediğim zamanlar gibi. Yaşanmışlığım artıyor sen yokken, çehremde kırışıklıklar sayılmaya başladı. Bu kırışıklıkların nedenini dâhi bir... Okumaya Devam et →

Sığınak

Bir sığınağım var içimde var olan.Her köşesine farklı bir duygu ile sığındığım,her bir yerine farklı hislerle adım attığım. Fark edilmesinden iliklerime kadar korktuğum,kapısına gelinip içeri girilmesinden çekindiğim. Köşelerine örümceklerin ördüğü ağları her gün saymaktan bıkmadığım,bastığımda inceden bir gıcırtı çıkaran koyu kahverengi tahtaların üstünden geçtiğim. İki kapaklı penceremin önüne fesleğenler dizdiğim, kokladığımda bir nebze huzur bulduğum.... Okumaya Devam et →

Pencerem

Kendimle boğuşuyorum çoğu zaman. Ne için yaşıyorum? Bu evrene bi katkım var mı? Doğrularım, yanlışlarım neler? Cevabımı tam buldum derken yine bir tezatlık ürüyor bende. Sürekli bir değişim içindeyim Ruhe. Bu değişime başkalarının el sürmesine izin vermiyorum(sanırım). Aslında yapmak istediğim tek şey pencerelerimi açıp manzarayı tamamiyle seyredebilmek. Önüme geçenlere, penceremi kirleten toza ve kire karşı... Okumaya Devam et →

Sorgu’m

Yazarken mi yaşıyorum yoksa yaşarken mi yazıyorum bunu kendimle tartışıyorum Ruhe. Yazdıklarım ben miyim yoksa olmak istediğim ben miyim bilmiyorum. İnsan kendini dahi tanıyamıyorsa önemi var mıydı varlığının? İnsanı insan yapan özelliklerini kullanamıyorsa ne ehemmiyeti vardı insan olmasının? Bu sorularla çıktığım yolumda 'ben' i sorgularken bazı zamanlar oluyor ki kendimi bir çıkmaz sokakta hissediyorum, kimsesiz.. ... Okumaya Devam et →

Tohum

Hiç tanımadığım bir şehirin sokaklarında yalınayak bir hâlde yürümek istiyorum. Kimseye ihtiyaç duymadan, kimseye benimle gel demeden.. Sessizce kapıyı çekip çıkmak istiyorum sadece. İnsanlara güvenemiyorum artık Ruhe. Kime güvenip sırtımı yaslasam hep bir mesafe girdi aramıza. Bu mesafenin nedenini çözemedim hiç. Çözmeme de gerek var mı bilmiyorum. Her birimiz diğerinden farklı. Aynı topraktan çıkan farklı... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın