zifiri karanlık. evet, tam olarak hissettiğim bu. en küçük bir umut parıltısı bile yok. bu his canımı çok yakıyor. adeta can çekişiyor. sanki bir muharebedeyim ve gözyaşlarım dâhi hislerime dayanamayıp beni terk ediyor. o yaşları durdurmak isteyip bir savunmaya geçtiğimde daha da çok akıtıyorum yaşlarımı. çünkü nereye savursam kendimi, bir yanım eksik kalıyor. bana doğru... Okumaya Devam et →
düş’ le
En son ne zaman güneşin yüzümü sıcaklığıyla karıncalandırdığını hatırlamıyorum. Ya da en son ne zaman kalbimin bir çocuk hevesiyle damarlarıma kanı bir hücumvari yollayışı ya da en son kendimi ne zaman bir masal karakteri gibi düşlediğimi. Bir ev mesela, eve girişimde beni ferah bir odanın karşılayışı. Ben böyle hayaller kurarken sanki o düşlediğim ev zifiri... Okumaya Devam et →
ADIM
bir adım atsam sonrasını düşünmeden.bir adım atsam her şeyi bir kenara bırakıp.o kenarlara karşı bütün unutkanlığım mücadeleye geçse. o kenarın nerede olduğunu, neye benzediğini, her türlü bildiğim şeyleri unutsam ona dair.umut etsem yine de güzel bir günü.annemin 'rabia hadi kalk kahvaltı hazır kızım' dediği sabahlarımıbirisine gizlice bakmanın verdiği heyecanlı mutluluğumubir hediye alırken 'acaba beğenir mi'... Okumaya Devam et →
yen’i
bugün daha bi farklı batıyor sanki güneş. bir sene boyunca yaşanılan, düşünülen, hissedilen, unutulan birçok şeyi sırtına yüklemiş de onun yorgunluğu ile birden kayboluveriyor sanki ansızın. bir seneyi "bir sene" olarak tanımlayınca sanki çok kısa bir süre gibi geliyor. ama o bir senenin içindeki her saniyede insan hem ölüp hem diriliverebiliyor. bir duygu mesela, insanı... Okumaya Devam et →
Keşmekeş
unutamadıklarım çevrelemiş bendimi. korkular sinmiş üzerime. taşıyorum onları benimle beraber oradan oraya. uzun zamandır gözüme değmeyen yıldızların yalnızlığında kendimleyim. parçalarımla bir' im. sıcaklığı ile elimi yakan kahvem soğumuş bile. içiyorum yine de. arada bir büsküvi bandırıp öyle yiyorum. az da olsa zamanımı işgal ediyor. kendimle başbaşa bırakmıyor kendimi. korkuyorum belki de kendi içimde yalnız kalmaktan.... Okumaya Devam et →
Yafta-lanış
duvara yanaştırılmış, yanaştırıldıkça da köşeleri yıpranmış yatağımın en ücra köşesinde kendimi kendime çekip gözkapaklarımın şahsıma sunduğu karanlığın içinde kendimi kendimde arıyorum. içimde yaşanılan kargaşadan sorumlu olduğum kadar bihaberim de sanki. üst üste dizmişim bir şeyleri sanki ama fark etmemişim devrileceğini. insanın şahsiyeti çoğunlukla böyle çelişkiye düşmez mi? kendisine sunulan şeyleri bazen sorgular evet(?) bana uygun... Okumaya Devam et →
Kaç’ ış
fark ediş.. dipte oluşu, kuytuda oluşu. sana ihtiyaçları olmadığı sürece sana ilişmeyen insanların varlığını. fark ediş.. yanlızlığı. yokluğundan iliklerine kadar korktuğun bu yoğun his ile başa çıkmaya çalışıp sonuçsuz kalan uğraşlarının.fark ediş.. kaçtığını. sevgisizlikten kaçışı. yalnızlıktan kaçışı. ilk başlarda çok hevesli başlayıp elde edebileceğini sanarken sonrasında ellerinin boş kaldığı zamanki kaçış. dirseklerine yasladığın yüzünün arasında... Okumaya Devam et →
Ah’ ım
'aile olmak' bir tiyatro oyunun içindeymiş gibi hissettirir bana Ahîra. Sorumluluğun vardır o olayın içinde. Olayın içinde küçücük bir olgusundur. Yapabileceğin şeylerden daha fazla yapamayacağın şeyler vardır. En kötüsü de yapabileceğin şeyleri bilirken yapamayacağın şeyleri bilemezsin, onları ancak yaptıktan sonra bilebilirsin.. oyunun dışına çıkamayacağını, mutlu hissetmen-hissettirmen gereken kısımlarda maddi olarak da olsa gülümsemen gerektiği, çevrene... Okumaya Devam et →
Kutup
ayrıştırılıyoruz. fark edilmeden. sessizce. iki kutuptan bahsediliyor her zaman. siyasette ya sağcısındır ya solcu. tarihte ya efendisindir ya köle. dinde ya iyisindir ya kötü. bu kutuplardan birini bize istemimiz dışı kabul ettiriyorlar. bu kutupları kabul etmeyip farklı bir kutup benimseyenler ise deli' deyip geçiştiriliyor. gözümüzü açmamızı istemiyorlar. detayları fark etmemizi istemiyorlar. kuralları(?) sorgulamadan kabul edip... Okumaya Devam et →
Ahîrâ
hep bir şeylerin mücadelesindeyiz Ahîrâ. bizi bu mücadeleye iten ve kazanmanın tek doğru yol olduğunu dikte eden insanların esiriyiz aynı zamanda. kafeslerimiz farklı ama ruhumuz aynı amacın hizmetinde. bizi BİR yapan şey budur belki de. hep bir şeylerin mücadelesindeyiz. yanlış yolun ne olduğunu kendi yoluyla keşfeden nisyanlarız. fark etmek istiyorum Ahîrâ. bir seramik fincanın içindeki... Okumaya Devam et →